Kültür Sınırları Aşınca Milletin Hafızasına Dönüşür

Arzu ÜNAL
81 İl Gönül Elçileri Platformu Genel Başkanı

Bir millet yalnızca yaşadığı topraklarla büyük olmaz.

Dilini, kültürünü, tarihini ve hafızasını dünyanın neresine giderse gitsin yaşatabilmesiyle büyük olur.

Bugün milyonlarca insanımız Türkiye’nin sınırları dışında yaşıyor. İngiltere’de, Almanya’da, İsviçre’de, Bulgaristan’da ve Avrupa’nın daha birçok ülkesinde yetişen yeni kuşaklar artık iki veya daha fazla kültürün kesiştiği bir dünyada hayatlarını sürdürüyor.

Bu gerçek bize çok önemli bir sorumluluk yüklüyor:

Çocuklarımız dünyayı tanırken kendi kültürlerini ne kadar tanıyor?

İşte 81 İl Gönül Elçileri Platformu olarak çalışmalarımızı yalnızca sosyal dayanışma çerçevesinde görmememizin sebeplerinden biri budur.

Biz gönüllülüğü; insana dokunmanın yanında kültüre, eğitime, gençliğe ve geleceğe dokunmak olarak görüyoruz.

Bu anlayışla, Avrupa’daki Türk toplumunun kültürel hayatına yönelik çalışmalarıyla tanınan Sayın Semra EREN-NİJHAR ile gerçekleştirdiğimiz buluşmayı sıradan bir ziyaret değil, geleceğe yönelik yeni kültür köprülerinin başlangıcı olarak değerlendiriyoruz.

GURBET ARTIK SADECE MESAFE DEĞİL

Eskiden gurbet denildiğinde insanın aklına memleketinden uzak düşmek gelirdi.

Bugün ise gurbet kavramı değişiyor.

Uçaklar mesafeleri kısalttı. Teknoloji dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan insanlarımızı birbirine bağladı. Fakat başka bir tehlike ortaya çıktı:

Coğrafi mesafeler küçülürken kültürel mesafeler büyüyebilir.

Bir çocuk İstanbul’a birkaç saatlik uçuş mesafesinde yaşayabilir ama Türkçeden, aile tarihinden, edebiyatından ve kültürel hafızasından giderek uzaklaşabilir.

Bu nedenle diasporada artık mesele yalnızca “Türk varlığının bulunması” değildir.

Asıl mesele, Türk kültürünün yeni nesillerde nasıl yaşayacağıdır.

Sayın Semra EREN-NİJHAR’ın çalışmalarını bu açıdan önemsiyoruz.

“Gurbet Yok(mu?)”, “Çok Kültürlülük – Yaşamdan Portreler”, “Yok(mu?) II – Almanya-İsviçre” ve “Kıpırtı Yazıları” gibi eserleri göçü, insanı, kimliği ve çok kültürlü hayatın farklı yönlerini ele alan bir kültürel birikimin parçalarıdır.

Çünkü bazen bir kitap yalnızca kitap değildir.

Bir dönemin şahididir.

Bir ailenin hikâyesidir.

Bir göçün hafızasıdır.

Bir çocuğun yıllar sonra dönüp “Biz nereden geldik?” sorusuna bulacağı cevabın parçalarından biridir.

KÜLTÜRÜ KORUMAK YETMEZ, ÜRETMEK GEREKİR

Burada önemli bir zihniyet değişikliğine ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Kültürümüzü yalnızca geçmişten kalan eserleri koruyarak yaşatamayız.

Kültür aynı zamanda üretilmelidir.

Yeni kitaplar yazılmalı.

Yeni araştırmalar yapılmalı.

Genç akademisyenler yetiştirilmeli.

Belgeseller çekilmeli.

Arşivler kurulmalı.

Konferanslar, sergiler, kültür günleri ve gençlik buluşmaları düzenlenmeli.

Çünkü kültür müzeye kaldırıldığında hatıraya dönüşür; hayatın içinde yaşatıldığında geleceğe dönüşür.

81 İl Gönül Elçileri Platformu olarak bizim görmek istediğimiz de tam olarak budur.

Geçmişi anlatan ama geleceği kuran bir kültür anlayışı…

SOFYA: BİR PROGRAMDAN DAHA FAZLASI

Sayın Semra EREN-NİJHAR ile gerçekleştirdiğimiz görüşmede üzerinde durduğumuz önemli başlıklardan biri, Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da gerçekleştirilmesi düşünülen ortak kültür ve akademi programı oldu.

Sofya tercihi bizim açımızdan ayrıca anlamlıdır.

Çünkü Balkanlar yalnızca komşu bir coğrafya değildir.

Balkanlar, Türk tarihinin, kültürünün ve toplumsal hafızasının önemli coğrafyalarından biridir.

Camilerden köprülere, çeşmelerden mezar taşlarına, türkülerden yemeklere, aile hikâyelerinden ortak kelimelere kadar Balkanların dört bir yanında yüzyılların bıraktığı izler bulunmaktadır.

Dolayısıyla Sofya’da gerçekleştirilecek bir kültür programını yalnızca birkaç konuşmanın yapıldığı klasik bir toplantı olarak düşünmemeliyiz.

Daha büyük düşünmeliyiz.

SOFYA’DAN AVRUPA’YA UZANACAK BİR KÜLTÜR HATTI

Neden Sofya’da başlayan bir çalışma Londra’ya, Berlin’e, Brüksel’e, Viyana’ya veya başka Avrupa şehirlerine taşınmasın?

Neden gençlerimizi, akademisyenlerimizi, yazarlarımızı ve sanatçılarımızı aynı masa etrafında buluşturmayalım?

Neden Balkan Türklerinin hafızasını Anadolu’nun hafızasıyla, Avrupa’daki Türk diasporasının yeni tecrübeleriyle bir araya getirmeyelim?

Hatta bunun daha ileri bir aşamasını düşünmeliyiz.

Sofya’da yapılacak çalışma;

kültür, tarih, edebiyat, göç, diaspora, kadın, gençlik ve akademi başlıklarını buluşturan sürdürülebilir bir platforma dönüşebilir.

Buradan ortak yayınlar çıkabilir.

Üniversitelerle iş birlikleri geliştirilebilir.

Genç araştırmacılara alan açılabilir.

Türkiye, Bulgaristan ve Avrupa’daki Türk toplumları arasında akademik ve kültürel ağlar kurulabilir.

Çünkü artık tek seferlik etkinliklerden çok, kalıcı kurumlara ve sürdürülebilir ilişkilere ihtiyacımız vardır.

GENÇLERİ SEYİRCİ DEĞİL, MİRASIN TAŞIYICISI YAPMALIYIZ

Bütün çalışmalarımızın merkezinde gençler bulunmalıdır.

Biz konuşacağız, gençler dinleyecek anlayışı artık yeterli değildir.

Gençlere mikrofon vermeliyiz. Onları araştırmaya teşvik etmeliyiz.

Dedelerinin ve ninelerinin göç hikâyelerini kayıt altına almalarını sağlamalıyız.

Aile arşivlerini toplamalarını, eski fotoğrafları dijitalleştirmelerini, yaşadıkları şehirlerdeki Türk kültür mirasını araştırmalarını desteklemeliyiz.

Bir genç Londra’da büyüyebilir.

Bir diğeri Berlin’de…

Bir başkası Sofya’da…

Bir başkası İstanbul’da…

Ama hepsi aynı kültürel hafızanın farklı coğrafyalardaki temsilcileri olabilir.

Bunun yolu gençlere yalnızca “kültürünüzü unutmayın” demekten geçmez.

Onlara kültürlerini yaşayabilecekleri ve üretebilecekleri alanlar açmaktan geçer.

KÜLTÜREL DİPLOMASİNİN EN GÜÇLÜ TARAFI İNSANDIR

Devletler arasında diplomasi vardır. Fakat milletler arasında da gönül diplomasisi vardır.

Bazen bir akademisyenin konferansı, bir yazarın kitabı, bir öğrencinin araştırması, bir sanatçının eseri veya bir sivil toplum kuruluşunun kurduğu dostluk köprüsü ülkeler arasında yıllarca sürecek ilişkilerin temelini oluşturabilir.

Biz buna gönülden gönüle diplomasi diyoruz.

Çünkü kültürün dili sert değildir.

Kültür kapı açar.

İnsanları tanıştırır.

Önyargıları azaltır.

Ortak hafızayı hatırlatır.

Ve en önemlisi, birbirinden uzak yaşayan insanlara aynı büyük hikâyenin parçaları olduklarını hissettirir.

81 İLDEN TÜRK DÜNYASINA, TÜRK DÜNYASINDAN AVRUPA’YA

81 İl Gönül Elçileri Platformu’nun adında “81 İl” vardır.

Ama gönlümüzün coğrafyası 81 ille sınırlı değildir.

Biz Anadolu’yu Balkanlardan, Balkanları Kafkasya’dan, Kafkasya’yı Orta Asya’dan, Avrupa’daki Türk toplumlarını Türkiye’den ayrı düşünmüyoruz.

Çünkü gönül coğrafyasının sınırları haritalardaki çizgilerle belirlenmez.

Bizim için önemli olan, nerede yaşarsa yaşasın insanımıza ulaşabilmek, kültürümüzü yaşatmak ve gelecek nesillere güçlü bir miras bırakabilmektir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde sosyal yardım faaliyetlerinin yanında eğitim, kültür, sanat, akademi ve uluslararası iş birliği çalışmalarını daha güçlü biçimde geliştirmeyi önemsiyoruz.

BİR ZİYARET BİTER, FAKAT BİR FİKİR YOLA ÇIKAR

Sayın Semra EREN-NİJHAR ile gerçekleştirdiğimiz görüşmenin ardından zihnimde kalan en önemli düşünce budur:

Bazı buluşmalar fotoğrafla biter. Bazı buluşmalar ise yeni bir yolculuğu başlatır.

Biz ikinci yolu tercih ediyoruz.

Ziyaretlerin projeye,

projelerin kurumsal iş birliğine,

iş birliklerinin gençlere,

gençlerin ise geleceğe ulaşmasını istiyoruz.

Çünkü artık kültürümüz adına sadece güzel sözler söylemenin değil, kalıcı eserler bırakmanın zamanıdır.

Sofya’da başlayabilecek bir kültür ve akademi buluşmasının yarın Avrupa’nın farklı şehirlerine uzanmasını; akademisyenleri, yazarları, sanatçıları, kadınları ve özellikle gençleri aynı kültür köprüsünde buluşturmasını arzu ediyoruz.

Sayın Semra EREN-NİJHAR’a nazik ev sahipliği, kıymetli fikirleri ve kültür hayatımıza sunduğu katkılar için teşekkür ediyorum.

Önümüzde uzun bir yol var.

Fakat biliyoruz ki büyük yollar küçük fakat samimi adımlarla başlar.

Bizim görevimiz sadece geçmişten aldığımız mirası korumak değildir.

O mirası çoğaltmak, üretmek ve bizden sonraki nesle daha güçlü teslim etmektir.

Çünkü kültür unutulursa hafıza zayıflar.

Hafıza zayıflarsa aidiyet zayıflar.

Ama kültür yaşatılır, yazılır, araştırılır ve gençlere aktarılırsa kilometreler anlamını kaybeder.

İşte o zaman Londra ile İstanbul, Sofya ile Anadolu birbirinden uzak değildir.

Aralarında görünmeyen fakat çok güçlü bir köprü vardır:

Gönül köprüsü.

Biz bu köprüleri kurmaya devam edeceğiz.

81 ilde tek yürek,
Türk dünyasında ortak gönül,
Avrupa’da yaşayan kültür,
gelecekte güçlü nesiller için…

 

Arzu ÜNAL
81 İl Gönül Elçileri Platformu
Genel Başkanı