81 İl Gönül Elçileri Platformu, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Resepsiyonuna Katıldı

81 İl Gönül Elçileri Platformu olarak, Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şube Başkanı Sayın Zehra Bilge Eray’ın nazik davetleriyle, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 52. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anlamlı resepsiyona katılmanın gururunu ve onurunu yaşadık.

Kıymetli komutanlarımızın, kahraman gazilerimizin, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin ve çok sayıda seçkin davetlinin iştirak ettiği program; Kıbrıs Türk halkının hürriyet mücadelesinin, millî birlik ve beraberlik ruhunun ve Anavatan Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki sarsılmaz kardeşlik bağlarının güçlü biçimde ifade edildiği anlamlı bir buluşma oldu.

20 TEMMUZ: BİR MİLLETİN VAROLUŞ İRADESİ

20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, Türk tarihinin yalnızca askerî başarılarından biri değildir.

Bu harekât; Kıbrıs Türk halkının varlığını, can güvenliğini, kimliğini ve geleceğini koruma iradesinin tarihî bir dönüm noktasıdır.

Kıbrıs Türkleri, uzun yıllar boyunca baskı, şiddet, göçe zorlama ve yok edilme tehdidi altında varlık mücadelesi vermiştir. Köylerin kuşatıldığı, masum insanların hedef alındığı ve Türk toplumunun adadan silinmek istendiği ağır şartlar karşısında Türkiye, uluslararası antlaşmalardan doğan garantörlük hak ve sorumlulukları çerçevesinde harekete geçmiştir.

20 Temmuz sabahı başlayan Barış Harekâtı, Kıbrıs Türk halkının yalnız olmadığını bütün dünyaya göstermiştir.

O gün, yalnızca askerî bir müdahale gerçekleştirilmemiş; aynı zamanda bir halkın yaşama hakkı, güvenliği ve özgür geleceği güvence altına alınmıştır.

BARIŞ HAREKÂTI’NIN TARİHÎ ANLAMI

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın gerçek anlamını anlayabilmek için meseleye yalnızca askerî sonuçlar üzerinden bakmamak gerekir.

Harekât, Ada’da yıllardır devam eden çatışmaları sona erdirerek Kıbrıs Türk halkının güvenli bir bölgede yaşamasının önünü açmıştır.

Bu yönüyle 20 Temmuz, Kıbrıs Türkleri açısından yalnızca bir kurtuluş günü değil; yeniden doğuşun, hürriyetin ve geleceğe güvenle bakabilmenin başlangıcıdır.

Türkiye’nin kararlı müdahalesi olmasaydı Kıbrıs Türk halkının bugün hangi şartlarla karşı karşıya kalacağını tahmin etmek zor değildir.

Bu nedenle 20 Temmuz, geçmişte kalmış bir askerî operasyon değil; Türk milletinin soydaşına, kardeşine ve tarihî sorumluluğuna sahip çıkmasının sembolüdür.

ANAVATAN İLE YAVRUVATAN ARASINDAKİ SARSILMAZ BAĞ

Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki ilişki, yalnızca iki devlet arasındaki diplomatik ilişkiden ibaret değildir.

Bu bağ; ortak tarihe, ortak kültüre, ortak dile, ortak acılara ve ortak geleceğe dayanan güçlü bir kardeşlik bağıdır.

Kıbrıs Türkü’nün sevinci Türkiye’nin sevincidir.

Kıbrıs Türkü’nün acısı Türkiye’nin acısıdır.

Kıbrıs’ın güvenliği, Türkiye’nin güvenliğinden ayrı düşünülemez.

Doğu Akdeniz’in merkezinde bulunan Kıbrıs, hem Türkiye’nin millî güvenliği hem de bölgenin siyasi ve stratejik dengeleri bakımından büyük önem taşımaktadır.

Bu nedenle Kıbrıs davası yalnızca geçmişten miras kalan bir mesele değil, Türkiye’nin ve Türk dünyasının geleceğini doğrudan ilgilendiren millî bir davadır.

KAHRAMAN MEHMETÇİĞİN TARİHÎ SORUMLULUĞU

Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri, büyük bir cesaret, disiplin ve fedakârlık örneği göstermiştir.

Kara, hava ve deniz unsurlarının uyum içinde yürüttüğü harekâtta Mehmetçik, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğü için canını ortaya koymuştur.

Kahraman askerlerimiz, yalnızca askerî hedefler için değil, masum insanların hayatını korumak ve Ada’ya barış getirmek için mücadele etmiştir.

Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Türk bayrağı özgürce dalgalanıyorsa, bunun arkasında şehitlerimizin kanı, gazilerimizin fedakârlığı ve Türk milletinin sarsılmaz iradesi vardır.

Bu büyük fedakârlığı unutmak, yalnızca tarihe değil, bugünkü özgürlüğümüze de haksızlık olur.

GAZİLERİMİZ MİLLÎ HAFIZAMIZIN CANLI ŞAHİTLERİDİR

Resepsiyona katılan kahraman gazilerimiz, o günlerin acısını, cesaretini ve fedakârlığını bugüne taşıyan canlı tarih şahitlerimizdir.

Gazilerimizin anlattığı her hatıra, genç nesillere bırakılmış kıymetli bir emanettir.

Onların yaşadıkları yalnızca kişisel birer hatıra değil; milletimizin ortak hafızasının önemli bir parçasıdır.

Bu nedenle gazilerimizin hatıralarının kayıt altına alınması, gençlerimizle buluşturulması ve gelecek kuşaklara aktarılması büyük önem taşımaktadır.

Bir millet, kahramanlarını tanıdığı ve fedakârlıklarını unutmadığı sürece güçlü kalır.

Gazilerimize göstereceğimiz saygı, yalnızca geçmişe duyulan minnet değil, aynı zamanda geleceğimize karşı taşıdığımız sorumluluğun ifadesidir.

KIBRIS DAVASI GENÇ NESİLLERE ANLATILMALIDIR

Bugün bizlere düşen en önemli görevlerden biri, Kıbrıs Türk halkının verdiği mücadeleyi genç nesillere doğru ve eksiksiz biçimde aktarmaktır.

Gençlerimiz, 20 Temmuz’un neden gerçekleştirildiğini bilmeli; Kıbrıs Türklerinin hangi şartlar altında yaşadığını, hangi tehditlerle karşılaştığını ve özgürlüğün hangi bedellerle kazanıldığını öğrenmelidir.

Tarih bilincinden yoksun kalan toplumlar, geçmişte yaşanan tehlikeleri yeniden yaşama riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Bu nedenle Kıbrıs davası; okullarda, üniversitelerde, sivil toplum kuruluşlarında, kültür merkezlerinde ve medya platformlarında daha güçlü biçimde anlatılmalıdır.

Şehitlerimizin ve gazilerimizin mücadelesi yalnızca törenlerde hatırlanmamalı; millî hafızanın kalıcı bir parçası hâline getirilmelidir.

SİVİL TOPLUMUN MİLLÎ HAFIZADAKİ ROLÜ

Sivil toplum kuruluşları, milletlerin tarihî hafızasının korunmasında önemli görevler üstlenmektedir.

Kıbrıs Türk Kültür Derneği’nin gerçekleştirdiği bu anlamlı resepsiyon da tarihî şuurun canlı tutulmasına, gazilerimiz ile genç nesillerin aynı çatı altında buluşmasına ve Kıbrıs davasının toplumun farklı kesimlerine anlatılmasına katkı sunmuştur.

Bu tür programlar yalnızca birer anma etkinliği değildir.

Aynı zamanda millî birlik ruhunun güçlendirildiği, ortak değerlerin yeniden hatırlandığı ve gelecek nesillere sorumluluk bilincinin aktarıldığı önemli buluşmalardır.

81 İl Gönül Elçileri Platformu olarak, ülkemizin her ilinde tarih bilincinin, vatan sevgisinin ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesini son derece önemsiyoruz.

Kıbrıs davasını da milletimizin ortak hafızasının ve ortak geleceğinin vazgeçilmez bir parçası olarak görüyoruz.

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NİN GELECEĞİ

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Türk halkının yıllar süren mücadelesinin, fedakârlığının ve bağımsızlık iradesinin sonucunda ortaya çıkmış egemen bir Türk devletidir.

Kıbrıs Türk halkının güvenliğini, siyasi eşitliğini ve egemenlik haklarını yok sayan hiçbir çözümün kalıcı ve adil olması mümkün değildir.

Kalıcı barış, ancak Ada’daki iki halkın eşit haklara, eşit statüye ve kendi geleceklerini belirleme iradesine sahip olduğu bir düzenle mümkün olabilir.

Kıbrıs Türk halkının iradesini görmezden gelen, onu azınlık konumuna düşürmeye çalışan veya Türkiye’nin garantörlüğünü etkisizleştirmeyi amaçlayan yaklaşımlar, Ada’nın tarihî ve siyasi gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ekonomik, siyasi, diplomatik ve kültürel açıdan daha güçlü hâle gelmesi, yalnızca Kıbrıs Türkleri için değil, bütün Türk dünyası için büyük önem taşımaktadır.

DOĞU AKDENİZ’DE BARIŞIN ANAHTARI

Kıbrıs, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının, deniz yetki alanlarının, ticaret yollarının ve bölgesel güvenlik politikalarının merkezinde yer almaktadır.

Bu nedenle Kıbrıs Türk halkının güvenliği ile Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve çıkarları birbirinden ayrı düşünülemez.

Bölgede gerçek barış ve istikrarın sağlanması, Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarının tanınmasından geçmektedir.

Kıbrıs Türklerini yok sayan hiçbir enerji projesi, siyasi girişim veya bölgesel iş birliği modeli sürdürülebilir değildir.

20 Temmuz Barış Harekâtı’nın oluşturduğu güvenlik dengesi, bugün de Ada’daki huzurun ve Doğu Akdeniz’deki istikrarın temel güvencelerinden biridir.

VEFA, YALNIZCA HATIRLAMAK DEĞİLDİR

Şehitlerimizi ve gazilerimizi anmak büyük bir sorumluluktur.

Ancak gerçek vefa, yalnızca isimlerini törenlerde anmakla sınırlı değildir.

Gerçek vefa; onların uğruna mücadele ettiği değerlere sahip çıkmak, millî birliğimizi korumak ve devletimizi her alanda daha güçlü hâle getirmektir.

Gerçek vefa; Kıbrıs Türk halkının davasını savunmak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda hak ettiği konuma ulaşması için çalışmak ve gelecek nesillere sağlam bir tarih bilinci bırakmaktır.

Şehitlerimizin emaneti ancak bu şekilde korunabilir.

NAZİK EV SAHİPLİĞİ İÇİN TEŞEKKÜR

Bu anlamlı resepsiyonun düzenlenmesinde gösterdikleri gayret, nazik ev sahiplikleri ve başarılı organizasyonları dolayısıyla Kıbrıs Türk Kültür Derneği İstanbul Şube Başkanı Sayın Zehra Bilge Eray başta olmak üzere, dernek yönetim kurulu üyelerine ve programda emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyoruz.

Komutanlarımızın, gazilerimizin, sivil toplum kuruluşlarının ve milletimizin farklı kesimlerinden temsilcilerin aynı duygu ve ideal etrafında buluşması, birlik ve beraberliğimiz adına son derece kıymetlidir.

Bu anlamlı buluşmanın, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki gönül köprülerinin daha da güçlenmesine katkı sunduğuna inanıyoruz.

KIBRIS TÜRKÜ YALNIZ DEĞİLDİR

81 İl Gönül Elçileri Platformu olarak bir kez daha ifade ediyoruz:

Kıbrıs Türk halkı hiçbir zaman yalnız değildir.

Anavatan Türkiye, dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de Kıbrıs Türklerinin özgürlüğünün, güvenliğinin ve egemenlik haklarının yanında olmaya devam edecektir.

Kıbrıs Türk halkının varlığı, Türk milletinin şerefi; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin geleceği ise hepimizin ortak sorumluluğudur.

Bu anlamlı vesileyle, Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında vatan, bayrak ve millet uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyoruz.

Kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyor; hayatta olan gazilerimize sağlık, huzur ve uzun ömürler diliyoruz.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilelebet hür, egemen, güçlü ve müreffeh bir devlet olarak varlığını sürdürmesini temenni ediyoruz.

Kıbrıs Türk halkının 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nı en içten dileklerimizle kutluyor; Anavatan Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki birlik, kardeşlik ve dayanışmanın sonsuza kadar devam etmesini diliyoruz.

Şehitlerimizin ruhları şad, gazilerimizin ömürleri bereketli olsun.

Kıbrıs Türkü hürdür, hür yaşayacaktır.

81 İl Gönül Elçileri Platformu
Yönetim Kurulu