Arzu ÜNAL
Tuna, sen yalnız su değilsin,
Bir milletin hafızasısın.
Dağlardan denizlere koşarken
Rumeli’nin türküsünü taşırsın.
Kıyında nice sabahlar doğdu,
Nice akşam kızıl renge boyandı.
Atların nal sesi sustu belki,
Ama hatıralar hiç susmadı.
Tuna ezelden Türk nehridir,
Suyunda tarih, kıyında iz vardır.
Bir yanında hasret, bir yanında vatan,
Her dalganda bir Türk’ün duası vardır.
TUNA’YA SOR
Sor Tuna’ya, kimler geçti kıyından?
Kimler su içti avuçlarından?
Hangi asker annesini düşünüp
Sessizce baktı uzaklara ardından?
Sor eski köprülere, taşlara,
Sor çeşmelere, mezar taşlarına.
Sor Rodopların yeşil dağlarına,
Sor Balkanların yalnız akşamlarına.
Bir mezar taşı cevap verir sana:
“Buradaydık…”
Bir çeşme fısıldar:
“Burada yaşadık…”
Bir türkü yükselir uzak köylerden:
“Biz bu toprakları hiç unutmadık…”
GÖÇMENİN BAVULUNDA TUNA
Bir gün yollar düştü gurbete,
Kapılar kapandı sessizce.
Bir anne anahtarı aldı yanına,
“Belki döneriz” dedi gizlice.
Bavula birkaç gömlek sığdı,
Bir Kur’an, birkaç fotoğraf…
Ama köy sığmadı bavula,
Çocukluk sığmadı,
Mezarlık sığmadı,
Tuna sığmadı…
Onu yüreğimize koyduk.
Sınırı öyle geçtik.
Ve o günden beri
Tuna yalnız Balkanlarda değil,
Bizim içimizde de akıyor.
RODOPLAR ŞAHİDİMİZDİR
Ey Rodoplar!
Siz bilirsiniz bizim hikâyemizi.
Hangi köyde hangi annenin
Türkçe ninni söylediğini…
Hangi ihtiyarın
Son nefesinde memleket dediğini…
Hangi çocuğun
Adını saklamak zorunda kaldığını…
Hangi annenin sınır kapısında
Arkasına dönüp ağladığını…
Siz bilirsiniz.
Çünkü dağların hafızası
İnsanların hafızasından uzundur.
BİR AVUÇ TOPRAK
Dedem giderken eğilmiş belki,
Bir avuç toprak almış yerden.
Kimse görmesin diye saklamış,
Son kez bakmış köyüne derinden.
O toprak artık toprak değildir.
Evdir.
Bahçedir.
Annedir.
Babadır.
Çocukluktur.
Vatandır.
Çünkü bazen insanın bütün memleketi
Bir avuç toprağa sığar.
MEZAR TAŞLARI KONUŞUR
Sessiz sanmayın mezarlıkları,
Onların da söyleyecek sözü vardır.
Her taşın altında bir ömür,
Her isimde koskoca bir tarih vardır.
“Biz burada doğduk…”
“Burada sevdik…”
“Burada çocuk büyüttük…”
“Burada dua ettik…”
Ve sonunda:
“Burada kaldık…”
derler.
O yüzden mezar taşını korumak,
Yalnız ölüyü korumak değildir.
Hafızayı korumaktır.
EY GENÇ TÜRK EVLADI
Bir gün Tuna kıyısına gidersen
Yalnız suya bakıp dönme.
Bir avuç su al eline.
Dedenin hikâyesini hatırla.
Eski köprüleri ara.
Mezar taşlarını oku.
Köylerin isimlerini öğren.
Türkülerimizi dinle.
Sonra çocuklarına anlat:
“Bizim hikâyemiz burada da yaşadı.”
Fakat sakın
Tarihten nefret çıkarma.
Tarihinden şuur çıkar.
Geçmişinden kin değil,
kuvvet çıkar.
Çünkü büyük millet
Başkalarından nefret ederek değil,
Kendi değerlerini yaşatarak büyür.
TUNA’NIN YENİDEN FETHİ
Bugünün fethi başka evladım.
Artık kalemle…
Bilimle…
Üniversiteyle…
Ticaretle…
Kültürle…
Diplomasiyle…
İnsan yetiştirerek…
Tuna’ya yeniden ulaşacaksın.
Bir köprü yaparsan iki halkı birleştir.
Bir okul açarsan yüz çocuk yetiştir.
Bir kitap yazarsan bin yıllık hafızayı kurtar.
Bir gencin elinden tutarsan
Geleceği değiştir.
Çünkü zaman değişti.
Bugünün akıncısı bilgidir.
Bugünün kılıcı kalemdir.
Bugünün kalesi üniversitedir.
Bugünün zaferi yetişmiş insandır.
TUNA’NIN DUASI
Ak Tuna’m,
Karadeniz’e doğru akarken
Bizim dualarımızı da götür.
Kırcaali’ye selam söyle.
Rodoplara selam söyle.
Deliorman’a selam söyle.
Dobruca’ya selam söyle.
Silistre’ye, Rusçuk’a, Vidin’e,
Balkanların bütün eski Türk yurtlarına
Bizden selam söyle.
De ki: “Sizi unutmadılar.”
De ki: “Torunlarınız hâlâ sizi anlatıyor.”
De ki: “Türkçe hâlâ yaşıyor.”
TUNA EZELDEN TÜRK NEHRİ
Tuna ezelden Türk nehridir,
Türküsü gönülden gönüle gider.
Sınırlar değişir, zaman değişir,
Milletin hafızası baki kalır.
Tuna ezelden Türk nehridir,
Kıyısında ecdadın ayak izi vardır.
Bir köprüde Sinan’ın aklı,
Bir mezarda dedemin duası vardır.
Tuna ezelden Türk nehridir,
Ama sözümüz kin değildir.
Bizim davamız geçmişi unutmamak,
Geleceğe daha güçlü yürümektir.
Tuna ezelden Türk nehridir,
Bunu tarih söyler, türküler söyler.
Göçmenin gözündeki yaş söyler,
Ninenin titreyen duası söyler.
Ve bir gün biz de gideriz…
Bizden sonra çocuklarımız gelir.
Tuna yine akar.
Güneş yine doğar.
Rodoplarda rüzgâr yine eser.
Bir Türk çocuğu kıyısında durur
Ve uzaklara bakarak şöyle der:
“Dedem anlatmıştı seni Tuna…”
“Ben seni hiç görmeden tanıdım.”
“Çünkü sen yalnız bir nehir değilsin.”
Sen bizim türkümüzsün.
Sen bizim hasretimizsin.
Sen bizim hafızamızsın.
Ve asırlar geçse de
O ses Tuna’nın sularında yankılanır:
TUNA EZELDEN TÜRK NEHRİDİR!
